O gün
işten erken çıkmıştı, güzel havayı fırsat bilip akşama bahçede uzun bir sohbet
eşliğinde güzel bir yemek yemeyi planlıyordu. Bunun için de güzel bir menü vardı
kafasında. İş yerinden çıktıktan sonra yol üzerindeki markete uğramış, menüsü
için ihtiyaçlarını almış, sonrasında da her zaman uğradığı manavından taze
yeşilliklerini temin etmişti. Eve girip elindekileri hızlıca mutfaktaki masaya
bırakmış ve hızlıca üstünü değiştirip menüsünün hazırlıklarına başlamıştı.
Doğrama tahtası üzerine maydanozları yerleştirmiş, çekmeceden uygun bıçağı
almıştı ki elinin altında yatan taze maydanozun kokusu küçüklüğünü
hatırlamasına neden oldu. Ufakken yaşadığı rahatsızlıklar yüzünden ailesi
günlerce maydanoz suyu içmesi için zorlamıştı. O günlerden beri maydanozun
adını duyduğunda dahi tüyleri diken diken oluyordu. Öyle dalıp gitmişken,
salondan kedisi Brigid’in normalden farklı miyavlamasını duydu. Normalde
oldukça sakin olan, neredeyse hiç ses çıkartmayan kedi, heyecanlı heyecanlı
miyavlıyordu. Çekmeceden daha yeni aldığı bıçağı, herhangi bir yere kaçamasın
istercesine maydanozların üzerine bıraktı ve doğrama tahtasını tezgah
kenarından uzakta bir noktaya doğru itti. Ellerini çekmecenin üzerinde asılı
olan beze sile sile içeri, kedinin yanına doğru meraklı adımlarla ilerlemeye
başladı. Oturma odasının kapısına geldiğinde, içerideki manzarayı gördüğünde
sanki içeride büyülü bir ortam varmış ve onu bozmak istemiyormuşçasına odanın
kapısından içeri atım atmadı. Sol omzunu kapının pervazına yaslamış, bir
ayağını da parmak uçları yere dik gelecek şekilde bükmüş, elindeki bezle
ellerini kurutmaya devam eder şekilde içeriyi izlemeye başlamıştı.
Daha ufacık bir yavru iken sokakta bulduklarından beri yanlarında olan kedileri Brigid kanepenin
kolçağının yanında yerde durmuş, kuyruğu ise buna nispet edercesine yukarı
dikilmiş ve ucu da bükük şekilde, yanında kanepenin kolçağına tutunarak ayağa kalkmış
olan ufaklığa bakıyor, sanki onun ayağa kalkışını kutlarcasına sevinç
çığlıkları atıyordu. Bu arada “Kıvırcık” da kanepenin kolçağına tutunmuş
kırmızı ışıkta hareket etmek için acele eden araçlar gibi hafif salınıyordu. Bu
salınımı 3-5 saniye sürdürdükten sonra ileri doğru ilk adımını atmıştı. Sol eli
halen kanepenin üzerinde duruyor herhangi bir aksilikte güvenli liman görevini
görüyordu. Kıvırcık kendine olan güvenini ufak bir kontrol ettikten sonra bir
adım daha ileri attı, artık kanepenin kolçağına tutunabilecek uzaklıktan da
ötede idi. Kollarını her iki yana açmış, her adımında diz kapaklarının olduğu
yerde sanki gizli yaylar varmış gibi salınarak ilerlemeye başlamıştı. Brigid de
onunla birlikte ufak adımlar atıyor. Her adımını da sevinç miyavlamaları ile
kutluyordu. Tüm bunlar olup biterken kapıya yaslanmış onları izleyen gözlerdeki
mutluluk metrelerce öteden okunabiliyordu. Normalde ayak seslerini tanıyıp
hemen ayağının dibinde biten Brigid de bir kanepeden diğerine doğru ilk
adımlarını atmakta olan ufak Kıvırcık da onun geldiğini fark etmemişlerdi. Bu
sayede arkalarında durup o büyülü anın tamamını izleyebilmişti. Kıvırcık,
paytak ve heyecanlı adımları birbiri ardına hızla atmış, diğer kanepeye kadar
ulaşmıştı. Henüz mesafe ayarlamalarını yapamadığı için kolçak yerine kanepenin
oturma yerine ancak tutunabilmiş, kıvırcık saçlarını taşıyan kafasını da
ellerinin hemen yanına doğru dayamış kendince büyük bir iş başarmış olmanın
mutluluğunu yaşıyordu ki arkasından iki el belini kavradığı gibi onu havaya
kaldırdı. Hızlı hareketin ivmesiyle geriye doğru giden kafası annesinin boynu
ile omzu arasındaki bölgeye doğru kaydı, annesi tam da bunu ister gibi doğruca
Kıvırcığın yanaklarına yumuldu ve öpücükler kondurmaya, içinde sevinç
patlamaları yaşadığında attığı ısırıklardan kızının suratına atmaya başlamıştı.
Kıvırcık da en az annesi kadar seviyordu bu ısırıkları. Yanağından başlayan
ısırık, öpücük arası sevgi gösterisi, yanağı ile boynu arasına kaydıkça
kıkırdamaya başlamış, kafasını da gıdıklandığını belli eder şekilde boynunu
saklamaya çalışır şekilde eğmişti. Fakat güldükçe boynu açılıyor, boynu
açıldıkça annesi onu öpüp ısırmaya devam ediyordu. Bu ısırık,öpme ve gülme
seansı bir süre daha bu ikili arasında devam etti ta ki aşağıdan Brigid’in
bacağına doğru tırmanmaya çalışması ile yanındaki ufaklığın da bu sevinç
yumağına dahil olmak istediğini anladı. Dizlerini hafif büküp, kendini aşağı
doğru salmasıyla Brigid’in sağ koluna zıplayıp Kıvırcık’ın yanındaki yerini
alması bir oldu. O arada Kıvırcık da vucüdunu belinden annesine doğru
döndürmüş, sevinç yumağını daha sıkı hale getirmek için bir kolunu annesinin
boynuna atmış iken diğerini de Brigid’in üzerinde tutuyordu.

Tebrikler,hayvan sevgisi ile gündelik yaşamı kısaca anlatmışsınız.Merakla diğer yazılarınızı bekliyorum.
YanıtlaSil